Bir kapı takırtısıyla, yatağından fırladı.Başını kapıya doğru çevirdiğinde ,orta boylarda,ancak oldukça güçlü ve yapılı duran bir lycan gördü.
-Lord Mc Coys sizi odasında bekliyor,efendim.Bu arada emniyette olduğunuz ülkenize bildirildi.Büyücü taburlarının başına geçmeniz için en kısa zamanda geri gelmenizi istediler.Birşeye ihtiyacınız olursa lütfen söyleyin.
Omuzlarını silkerek kapıya doğru yöneldi."Bu arada,cüppeniz parçalanmıştı bu yüzden,Lord Mc Coys size yeni giysiler yolladı.Yatağınızın hemen yanındaki koltuğun üstünde."Hızlı adımlarla odayı terk etti.
Feanor yavaşça yatağından kalktı.Sırtındaki yara artık eskisi kadar acımıyordu.Sırtı ve kaburgaları özenle sarılmıştı."Anlaşılan Lycanların tedavi yöntemleri boşuna dillere destan olmamış."dedi.Gerçekten de bu ırk tedavi konusunda oldukça başarılıydı.Zaten güçlü bağışıklık sistemleri ve vücutlarının sürekli olarak kendini yenileme içerisinde olmaları,en ölümcül yaralardan bile kurtulmalarını sağlamıştı.Lord Mc Coys'un gönderdiği siyah cüppeyi giydikten sonra odasından çıktı.Kapı dar bir koridora açılmıştı.Etraf son derece kasvetli ve bakımsız görünüyordu.Biraz ilerlediğinde büyük bir katedrale çıktı.Burası oldukça işlekti ve sürekli olarak bağrış çağrış sesleri etrafı inletiyordu."Anlaşılan burada cehennem kargaşası hakim"dedi.Şimdiye kadar Lycanlar hakkında yaptıkları savaşlardaki başarılarından başka birşey duymamıştı.Düzinelerce casusu olmasına rağmen bu ilginç ırkın yaşadığı yeri bilen birtek kişiye dahi rastlamamıştı."Oldukça garip,şu anda bana topraklarını açmış durumdalar,garip!" Lycanlar'ın kimseye güvenmediği bir gerçekti.Anlaşılan onlarında yardıma ihtiyacı vardı.Sonuçta kadim yıllarca,bir Kara Elf'in dostu olduğu hiç görülmemişti."Garip."diye düşündü.
Etrafı seyreyleyerek geçirdiği kısa yürüyüşün ardından nihayet Lord Mc Coys'un odasına varmıştı.Kapıyı açtı ve içerie girdi.
Lord Mc Coys,değişmeyen yüz ifadesiyle ona baktı. "Bende sizi bekliyordum"
-Sizi bekletmek istemezdim,ancak malum,etrafı biraz inceleyerek geldim.
-Anlıyorum.Burdaki hareketlilik sizi fazla şaşırtmamıştır.Lakin sizin karanlık ormanlarınızdaki şehirlerinize de böyle bir hava hakim.Ormanı andırmıyor açıkçası.Hafifçe sırıttı.Ve ardından fısıldadı;"Biz benziyoruz"
Konuyu size hemen açacağım.İnsanlar ve Elfler yanlarına yeni müttefiklerde aldılar.Öncedende yeterince güçlülerdi ve şimdi daha hızlı bir gelişim içindeler.Doğu topraklarımızı korumaz gün geçtikçe zorlaşıyor.Sosaria'daki gücümüzü korumak zorundayız.Dünkü görüntü ve istihbaratlarım sizinde farklı bir konumda olmadığınızı gösterdi bana.
Feanor başını kaşıdı.Mc Coys'a baktı.
-Uzun zamandır onlarla savaşıyoruz.Bir zamanlar zulmümüzden kaçmak için dağlara sığınırlardı,oysa artık mücadele etmek gitgide zorlaşıyor.Kaçınılmaz sona yaklaştığımızı hissediyorum.
-Son mu?Size inanamayacağınız şeyler gösterdiğim zaman,ima etmeye çalıştığınız şeyin gereksizliği konusunda bana hak vereceksiniz...Vakit çok önemli.
Mc Coys hızla ayağa kalktı.
-Gelin,size insanların,elflerin hatta Sosaria'nın en kudretli büyücülerinin dahi başa çıkamayacağı türden bir felaket göstereceğim.
Elini cüppesinin cebine attı ve mırıldandığı sözlerle bir kapı yarattı.Lord Feanor peşine takılarak onu takip etti.
Son derece karanlık bir mahzende yol alıyorlardı.Merdivenlere ulaşmışlardı.Merdiveler dönerek sürekli aşağı iniyordu.Çok seyrek bir ışıkla aydınlatılıyordu,bu merdivenler.Ancak Feanor'un Kara Elf gözleri için pekte sorun olmamıştı.Yaklaşık 1 saat boyunca aşağıya indiler.Yerin oldukça altındaydılar.Bu kadar derine cücelerin ulaşmasından bile şüphe duyulurdu dogrusu.
Mahzendeki boşluk içerisinde yoğun nefes alma ve horuldanma sesleri duyulmaya başlamıştı.Birşey etrafa nefesiyle korku saçıyordu adeta.
-Sakın yüreğinize korkunun girmesine izin vermeyin.Birazdan size göstereceğim şeyi asla bu kadar yakından göremezsiniz.Onun bizi hissetmesine izin vermeyin.
Elini cüppesinin cebine attı ve büyü malzemelerini çıkardı.Birkaç söz mırıldanarak ikisini de görünmez hale getirdi.
Nihayet varmak istedikleri yere ulaşmışlardı.İnanılmaz horultular etrafta yankılanıyor ve yoğunlaşarak kulaklarına vuruyordu.En büyük orman ayılarının sesinden hatte ejderhaların sesinden bile daha korkutucu ve derindi bu ses.
Oldukça büyük bir odaya girmişlerdi.Etrafına bakınan Feanor başını yukarı kaldırdığında,kendine dikilen iki kocaman kırmızı göz karşısında donup kalmıştı.Bu şey,asla görmemesi gereken birşeydi.Bir Kara Elf için bile bu kadarı fazlaydı.Bu yaratık,kadim Sosaria'nın en korkunç iblislerindendi;"Balron!"