U
          - Hikayemiz -

        - Ultima Online -

 

Hikayemiz :

Haber Unlimited Crafters.

01 Aralıkl 2008 - 00:12

 Bölüm 1 :

Onu ilk gördüğümde zayıflıktan kırılmak üzereydi. Yarı ayık, yarı baygın bir şekilde olan biteni anlamak için çabaladığı çok belliydi ancak oluşmuş olan kargaşa o kadar çoktu ki, gürültü ve hareket olan biteni takip etmesini zorlaştırıyordu. İnsanlar koşuşturuyor, herkes birbirine yardım etmek için oradan oraya koşuşturuyordu. Britanya toprakları’nın askerleri, haydutlar, katiller, iyiler veya kötüler herkes savaşa girmiş, bulundukları yerleri kana boğuyorlardı. Bizler sadece bu olan bitenin arasında kalmış, kendi halimizde geçimimizi sağlayan huzurlu bir köyün sakinleriydik. Ancak savaş bize kadar gelmişti.

    Minoc toprakları’nın kuzeyinde yer alan ufak bir köy, katiller tarafından saldırıya uğramış ve yağmalanmıştı. Gece’nin ayazında, kanla yıkanmış bebeler, kadınlar, yaşlılar kısacası bu saldırıdan kurtulabilen her köy yaşayanı büyük bir korku ile yaralarına şifa, sığınabilmek için yer bulabilmek için bizim topraklarımıza koşuşturmaktaydı. Minoc’un kuzeyinde sadece 3 köy vardı. Henled, Morog ve Irondep. Saldırıdan kurtulmayı başaranlar Henled köyünden bizim topraklarımıza yani Morog’a kaçmaktaydı. Morog’un güneyinde ise Irondep toprakları bulunmaktaydı. Irondep’in Henled köyüne yapılmış saldırıdan haberdar olup olmadığını bilmiyorduk, çünkü bizler bile yaralıların gelmesiyle, onlardan duyduklarımızla durumu öğrenmiş ve paniğe kapılmıştık. Herkes telaşlı bir şekilde sıradakinin bizim olacağımızı ve bir an önce kaçmamız gerektiğini bağırıp çağırıyordu. Evet, belki doğruydu, kaçmalıydık ancak Henled’den gelen yaralıları öylece bırakamazdık. Bu yüzden bu fikre karşı çıktım ve hiç düşünmeden yardıma muhtaç insanlarla ilgilenmeye devam ettim. İşte o sırada görmüştüm onu…

…Ufak bedeniyle köyün girişindeki çalıların arasında dizleri’nin üstüne çökmüş, başını bir kaldırıyor, bir indiriyordu. Gece karanlığı çevreye hakim bile olsa, ufak bedenli birisi olduğu belliydi. Evet, o daha bir çocuktu. Zaman kaybetmek istemiyordum, hemen yanına koşup ona doğru eğildim ve kulağına fısıldadım.

  1. Her şey yolunda evlat, merak etme. Gel seni güvenli bir yere götüreyim.

 

Yarı baygın olmasına rağmen, büyük bir isteksizlikle yaralı olmayan sağ elini göğsüme koyarak beni geri itti. Saldırıdan ciddi anlamda etkilendiğini ve bir an önce onu taşıyıp, yaralarını sarmam gerektiğinin bilincindeydim. Ancak korkutmakta istemiyordum.Bu sefer daha kararlı fakat sesimi yükseltmeden tekrar fısıldadım.

  1. Evlat, kan kaybediyorsun, yaralarına bakmamız gerekiyor.

 

Başını yukarı doğru yavaşça kaldırdı ve soğuk bakışlarıyla dikkatlice beni sözdü. O an ilginç bir duyguya kapılmıştım, ancak üzerinde pek durmadan, başımla kalkmasını işaret ederek bir adım geriye çekildim. Ancak o başını ‘olmaz’ şeklinde iki yana doğru yavaşça hareket ettirdi. Artık yapılacak pek bir şey yoktu. Yeteri kadar kan kaybetmiş ve şoktaydı. Ölmesinden iyi olacağını düşünerek, sıkı bir şekilde dizleri üstüne çökmüş haldeki ufak çocuğu kaldırarak, sıkıca sarıldım.O kadar zayıftı ki taşıyıp taşımadığımdan bile emin değildim.

    Hızlı bir şekilde onu evime götürdüm ve yatağımın üzerine yavaşça yatırdım. O sırada evin kapısı’nın gacırdamasından eşim Julie’nin beni eve girerken görüp, olup biteni anlamak için dışarıdaki hara güre’yi bıraktığının farkına vardım. Julie kimyagerdi. İksirlerle bir çocuğun oyuncağıyla oynadığı gibi oynar, değişik karışımlarla yaralara daha etkili şifalar bulurdu.

  1. Julie, sıcak suyla bandaja ihtiyacım var.Kolundaki kesik çok derin,dikmen gerekebilir.
  2. Bir bakayım…Ah zavallı çocuk, kim bir çocuğa kılıç kaldıracak kadar acımasız olabilir ki ?! Yarası derin Numor, dikmeliyim, kanı bir an önce durdurmaz isek ölebilir.
  3. Çantanı getiriyorum…

 

Julie kısa bir süre içinde çocuğun kolundaki derin kesiği dikerek, hızlıca dışarıdaki yaralılara yardım edebilmek için evden ayrıldı. Ufak çocuk bayılmamıştı fakat fazlasıyla terlemiş ve yorgundu. Üstelik hala şoktaydı. Ne konuşuyor, nede tepki veriyordu. Yüzünü ıslak bezle temizledikten sonra dışarıya çıktım. Yardım bekleyen birçok insan vardı. Köyün lideri olduğumdan tüm bu yaşanılanlara hakim olmak durumundaydım.

-Evet, Köyün lideriydim ve bir çok şehirden gelen, ünlü savaşçılara veya şehirlere istenilen kuvvette maden külçelerinden zırhlar, kalkanlar, kılıçlar yapardım. Eşim Julie’de bende beceri yaşımızdan beri kendimizi,aile mesleğimiz olan Zanaatkârlığa, üretmeye vermiştik.Büyükbabam ve babamda çok ünlü birer demircilerdi.Bilgeliğimi ve köy liderliğini babama borçluydum ve en iyi şekilde onun soyadını taşımak zorundaydım.Bana düşen görevlerde açıkçası pek zorluk çekmemiştim.Çünkü öyle büyüdüm,izleyerek öğrendim,yaşayarak tecrübe edindim ve bu işten her zaman keyif aldım.-

Dışarı çıktığımda birkaç yeni yüz daha eklenmişti mağdurların arasına. Köyümüzdeki kimi insanlar kaçmış, kimisi ise yardım için ellerinden gelen çabayı göstermekteydi. Julie’nin yanına gittiğimde, durumu gerçekten ağır bir kadını yaşama geri döndürebilmek için uğraşıyordu. Henled’de olan biteni tam olarak bilmiyorduk ve yaşanılanların detayını bütünüyle birinden öğrenmemiz gerekiyordu. Aklıma bu ayrıntı geldiğinde çevreme dikkatlice bakarak, sağlık durumu iyi ve bilinci açık bir Henled’li aradım. Kuyu başında oturmuş, kıyafetleri paramparça olmuş, hafif yaralı bir bey gözüme ilişti. Hemencecik yanına koşarak:

  1. Durumunuz nasıl? Kendiniz, nasıl hissediyorsunuz yabancı ?
  2. Köyünüzün hanımları sağ olsunlar ilgilendiler.Kendimi daha iyi hissediyorum.Teşekkür ederim bey.
  3. Buna sevindim.Tam olarak neler oluyor ?
  4. Britanyalı askerler gelmemiş olsalardı durum çok daha farklı olurdu, ve sizler burada bize yardım ediyor olamazdınız bey.
  5. Nasıl yani ?
  6. Sayıları çok fazlaydı katillerin.Savunma gücümüz dayanabildiği kadar dayandı ancak baş edemedik.Her şey bir anda oluverdi.Herkesi kılıçtan geçirmeye başlamışlardı ki doğu kesimindeki yamaçtan Britanyalı askerler bir anda beliriverdi ve savaşmaya başladılar.Bizler bu fırsattan faydalanarak çocukları ve kadınlarımızı buraya kadar getirebildik.Köy düşmüş olabilir,veya Britanyalılar zafere ulaşmış olabilirler…
  7. Bunu öğrendiğim iyi oldu.Durumu öğrenmesi için bir gözcü yollamalıyım.Hay aksi !

 

Britanyalı askerlerden haberdar değildim.Belkide bu yüzden katiller henüz köyümüze gelmemişlerdi.Ancak son durumu öğrenmeliydim.Hem köyüm adına hemde Henled’liler için.Eğerki Britanyalılar saldırıyı bastırmışlar ise,düşünmemiz gereken sadece yaralılar olacaktı.Fakat durum tam tersi ise,kalan katillerin sayısına göre ya kaçmamız yada savunmamız gerekecekti.Bunun kararını verebilmek için en hızlı at sürebilen arkadaşım Jack’i,son durumu öğrenmesi için ormanlık yoldan Henled’e yolladım.Haber gelene kadar yapılacak en iyi iş yaraları tedavi etmeyi sürdürmekti.

Devam edecektir.

 

Yazan : Ridley Morgoth